HEDONİST TÜKETİM

YUSUF AYYILDIZ

hedonist-tuketim

İnsan, özü gereği dinamik bir varlıktır. Sabit ve durağın olmak insanı tanımlamada kısır bir döngünün oluşmasına neden olur. Bu yüzden insan, sürekli surette yeni ve hareketli olanın peşine düşmektedir. Göçebe yaşamın hâkim olduğu ve artı ürünün oluşmadığı dönemlerden, günümüz kapital dönemine kadar geçen süreçte insan sürekli değişim yaşamış ve hayatı algılama noktasında kendine bir rol model seçmiştir. Batı’da Sanayi devrimi sonrasında toplumda büyük dönüşümler yaşanmış, tüketime endeksli, yaşam pratiklerini ve algısını haz alma ve sosyal statü kazanma eksenine doğru bir kayma yaşanmıştır. Bu yeni dönüşümler sonucunda kapital müdahalelerle birlikte satın alma ve sahip olma algısının tanımı; elde edilmek istenen ürünün yararlılığından veya ihtiyaç olup olmamasından ziyade hedonist bir algıya dönüşmüştür.

İnsanın maddi doyuma, hazza ulaşmak istemesinin ve bu düşüncenin hayatı kuşatmasının en belirgin olgularından biri de modernleşmeyle birlikte gelen tüketim ve yeni hayat standartlarını kabullenmiş olmasıdır. Modern hayat için önemli olan gelecek ve geçmiş kaygısı yaşamadan “şimdi”yi doya doya yaşamak, huzur ve ruh zenginliği yerine içinde bulunduğu anı doyumsuz yapmak için durmadan yeni düşünceler oluşturarak insanların hazcılığını ve tüketimini meşrulaştırmaktır. Modern toplum algısı hazcılığın temelinde yatan bencilliği körüklemiş ve sadece bireyleri değil toplumu bir arada tutan dinamiklerin içini boşaltarak bireyin sahip olma dürtüsünü tetiklemiştir. Bireyselliğin yaygın olduğu toplum yapılarında ilerlemenin ölçütü tüketime endekslenmiştir. Böylelikle tüketen birey daha rahat bir şekilde sosyalleştiği düşüncesine adapte olabilmektedir. Tüketim toplumu, tüketime toplumsal bir biçimde alıştırılma toplumudur. Çünkü bu güruhun normları ve standartları tüketimle belirlenmektedir. Böylelikle gerçek ihtiyaç ile yapay ihtiyaç ayrımının birbirine karıştığı bir yapı oluşmaktadır. İhtiyaçlar aslında üretimin ürünüdür. Üretilen malların topluma aktarılması için yapay ihtiyaçlar oluşturulmuştur. Üretilen, üretildiği için kutsaldır ve olumludur algısının oluşması, yapay ihtiyaçların gerçek ihtiyaçların yerine geçmesinin bir sonucudur.

Bu anlamda Jean Baudrillard’ın “Tüketim Toplumu” adlı eseri günümüz toplumları adına, tüketimin anlamı üzerine yoğunlaşmış ve yeni toplumsal dönüşümlerin kodlarını açıklamıştır. Hazcılık ve tüketimin birbirinden ayrılmayan bir bütün olduğunu ortaya koymuştur. Bunlar arasındaki ilişkiyi açıklarken şöyle demiştir:” Gerçek ihtiyaçlar ile çağımızın yönlendirdiği sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda, kişi tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. İnsan bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluluğa dönüşür.”  Böylelikle insani ilişkiler ortadan kalkar ve yerini maddelerle olan ilişkiye bırakır.

Kapital sistem, insanları emekçi ve tasarrufçu olarak görmüyor, onları tüketici olarak görüyor. Çünkü kapital düzenin devamlılığı için tüketen bir toplumun varlığına ihtiyaç vardır. Bu yüzden kitle iletişim aracılığı ile insanlara tüketmenin bir saygınlık kazandırdığı mesajı verilmektedir. Hatta yapılan reklamlarla, kullanılacak malzemenin kullanım değeri artmamaktadır, bilakis moda ve hızlı yenilenmeye tabi kılınarak değeri düşürülmektedir. Çünkü tüketimin dinamik bir yapısı olduğu için sürekli değişime tabi olmaktadır. Moda bu değişimi en iyi şekilde gerçekleştiren bir misyon yüklenmiştir. Tüketim toplumu aynı zamanda hızlandırılmış ilişki üretimi toplumudur. Kullanılan ürünlerin yanında insanlarla olan ilişkilerde üretilip, kısa zaman içerisinde tüketilmektedir. Tüketim aynı zamanda toplumsal statü oluşturma rolünü de üstlenmiştir. Kullanılan ürünün markası sonucu bir yapay kimliğe dâhil olunmaktadır. Marka aynı zamanda bir hazza dönüşerek, sahte bir mutluluk hissi oluşturmaktadır. Yapay ihtiyaçların ortaya çıkması ile birlikte sembolik ve içi boş bir tatminlik duygusu yaygınlık kazanmaktadır.

Modern dünya, tüketimin doruklarını ulaşmayı haz ile ilişkilendirmiştir. Böylelikle hazza ulaşmak için sürekli surette tüketmek gerektiği algısını topluma aşılamaktadır. İnsanın duygusal ve ruhsal huzura kavuşması onun mutlu olmasına yeterli gelmemektedir. Maddi olana sahip olma ve onu tüketme, sosyal statüyü belirleyen bir imge haline gelmiştir. Bu yüzden tüketim özgür bir seçim değil, toplumlaşmak için bir zorunluluk haline gelmiştir. Önceden tüketim çılgınlığı denildiğinde akla maddi çılgınlık gelirdi. Fakat batının ortaya koyduğu yeni hayat standartlarıyla birlikte duygusal ve ruhsal bir tükenme baş göstermektedir. Guy Debord’un gösteri toplumu diye adlandırdığı çağdaş kapitalist toplumların imajlar evreni yarattığı, bu evrene dâhil olanlarında kitleleşen tüketicilerden meydana geldiği bilinmektedir. Guy Debord tüketimle birlikte oluşan gösteri toplumunu şu şekilde dile getirmektedir: “Hapishane halindeki bir dünyada yaşamaktayız. Gösteri toplumunda kurtuluş vaatleri de gösterinin bir parçasına dönüşür, sahteleşir. Tüm dünya aynı gösterinin sahnesidir artık; hepimiz aynı gösterinin oyuncusu ve seyircisi oluruz.” Buradan hareketle tüketimle birlikte oluşan sahte ve yapay bir dünyada bireyden topluma doğru bir tatminsizlik ve ruh boşluğu yayılmaktadır. Eski yunanda ruh boşluğu, zihinsel körlük ve haz ile ilişkilendirilir. Hedonist bir yaşam ise düşünce, felsefe, sanat ve estetikten yoksun bir ortamda insan hayatını tüketim kuşatması altına alan en temel sorunlardan biridir.

Genel olarak bakıldığında tüketim toplumunun ortaya koyduğu en temel sonuç, kendisinin neden olduğu genelleşmiş güvensizlik duygusudur. Sanayi ile birlikte bu duygu daha görünür bir hale gelmiştir. Yapay ihtiyaçlarla birlikte yaygınlaşan tüketim, yaşam standartlarının değişmesine neden olmaktadır. Son olarak tüketimin neden olduğu zararı görmek için Cemil Meriç’in “Sanayi devrimi hayat üslubunu alt üst etti ya da altüst olan ruh dengemiz?” bu sözüne kulak vermek yeterlidir.

 

 

Bunu da okuyabilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>