GÜNÜMÜZ GİRDABI: MODERNİZM

YUSUF AYYILDIZ

modernism

Günümüz toplumlarını iflasa sürükleyen en büyük olgulardan biri modernizmdir. Çünkü bütün kültürleri etkilemekte ve onunla ilişki kurmak istemeyenlerle bir şekilde ilişki kurmaktadır. Bu yüzden modernizmin ne anlam ifade ettiği ve Müslümanların bunun neresinde olduğu düşüncesi öncelikli bir konudur. Marx’a göre modernitenin ürettiği en belirgin şeylerden biri işçi sınıfıdır. Nietczche modern kültürün dinle hesaplaşmasının altını çizer. Peki ya biz?

Modernizm, modernliğin ideolojileşmiş bir yönünü ifade eder. Yani batının kültürel hegemonyasını açıklamak ve meşrulaştırmak isteyen bir kültür şemasıdır. 16.yy. Rönesans hareketi, 18.yy. Aydınlanma hareketi ve günümüze kadar geçen süreci kapsar. Temelde esas aldığı şey ise sosyal hayatın tüm alanlarındaki ölçütlerin rasyonelleşmesidir. Sözlük anlamı “bugün” demek olan modernite, bir şeyleri dünden koparmayı ifade etmektedir. P. Berger’e göre modernite; “Batının kendi üstünlüğüne inanmasını sağlayan bir zihniyet oluşumudur.” Kısaca modern kültür, bencil bir kültürdür. Kendi çıkarını koruyabilmek adına milyonlarca insanı kırmakta tereddüt etmemiştir. 16. ve 19.yy.lar arasındaki sömürge hareketlerine bakmak yeterli olacaktır. Bu yüzden İslam modern olmayandır, ama her türlü geleneksel kategorisine de yerleştirilemez.

İnsanın kişiliğini anlamlı kılan unsurlara modern düzenlerde yer verilmemektedir. Modernizmin derdi, İslami olanlara karşı duruştur. İslam’ın sosyal hayattan uzaklaştırılması, Müslümanların kendi değerlerine yabancılaştırılması, Batı’nın görevini hakkıyla yapmaya çalışmasının bir tezahürüdür.

Modernizm, hayatın, tarihin ve kültürün içini boşaltıyor ve ahlaki anlamda tükenmiş bir hayat ortaya sürüyor. Müslümanların bu girdaba sürüklenmemek için onunla hesaplaşması gerekmektedir. Çünkü günümüzde bu konudan rahatsız olan insanların çoğunluğunu müslümanlar oluşturmaktadır.

Aktif bir biçimde televizyona ve medyaya maruz kalan günümüz insanı, sağlıklı düşünme yetisini kaybediyor. Ve bunun sonucunda kendisine sunulana eleştirel bakmaktan aciz kalıyor. Modernizmin istediği de akleden ve eleştiren insanı kendi modern araçları (TV, medya, magazin, futbol vs.) ile eritip, kitleye dönüştürmektir. Cemil Meriç’in deyimiyle “kitle düşünmez, maruz kalır.” Bu şekilde modernizm her şeyi araçsallaştırmaktadır.

Hayatın tamamına söyleyecek sözü olan İslam’ın, 21.yy.da etkili ve belirleyici role sahip olmamasında bütün müslümanlar sorumludur. Müslümanlar yitirdikleri bütün ilahi anlam ve amaçları, dünyevi gerçeklik olarak tekrar inşa ederek bu sorunla başa çıkabilir. Müslümanların en temel amacı, kendi dünyalarını zihni ve fikri bağlamda bağımsız ve özgür kılmak için çalışmak olmalıdır.

Modern yapıların en büyük sacayaklarından olan teknoloji ve bilim, İslami gerçekleri hayatın dışına çıkarabilmek için kalkan olarak kullanılıyor. Cemil Meriç’in tabiri ile zihinlere geçirilmiş deli gömlekleri olan ideolojiler, İslamı sorgulamak için kullanılıyor. Modern hayatın ölçütleri İslam’ın sadece “manevi” boyutunun yaşatılmasını istiyor. Böylelikle kendi fikri dünyasının insanlara empoze edilmesini kolaylaştırmak istiyor. Batı, İslam dünyasını gayesiz, yöntemsiz ve sadece hamasi bir mücadele alanı haline getirmek istiyor. Müslümanların bir an önce bunun farkına varıp, kendine çeki düzen vermeleri gerekmektedir.

Modernizm, söylemek istediğini medya üzerinden söyler. Noam Chomsky medyanın insanları getirdiği son durumu şöyle dile getiriyor. “Medya yapay ihtiyaçlar yaratıyor. İnsanları tüketimci, itaatkâr ve siyasal elitleri rahatsız etmeyecek ‘doğru’ fikirleri taşır hale getirmiştir.” Bu da göstermektedir ki modern zihniyet insanları kendi modern kalıplarına sokmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Fakat hiçbir ideolojik sistem, ilahi bir sistem karşısında varlığını sürdüremez. Çünkü beşeri olan düşünce yapısı maddeleştirilmiş bir hayatın tezahürüdür. Maddileşmiş bir düşünce insani ve toplumsal ilişkileri, hakkaniyet ve adalet ölçülerine göre değil, çıkara ve kaba güce göre belirlemektedir. Yalnızca İslam maddi ve manevi arasındaki bütünlüğü sağlayabilir.

Dünyevileşme ve maddileşmenin altında yatan en büyük neden, modernizmdir. Bu yüzden İslam, modern ifade kalıplarına yerleştirilemez. Bütün müslümanlar varoluşu Allah’ın buyruklarına göre algılamakla yükümlüdür. İlahi kökenli kurallar ancak hayatın anlamını kazandırabilir. Hayata özgü kurallar koymakta, hayatı yaratana özgü bir haktır. Bu yüzden müslümanların modernizmle hesaplaşmalarını kolaylaştırmak için Allah ile olan bağlarını kuvvetlendirmeleri gerekmektedir. Çünkü varoluşun temellerini bize modernizm değil, vahiy öğretir.

Müslümanların nasıl bir tehlike ile karşı karşıya kaldıklarının farkına varmaları ve onunla mücadele etmek için kendilerini zihni ve fikri olarak donanımlı hale getirmeleri gerekmektedir. Zira bu durum İsmet Özel’in “insanların çoğu hapsedildikleri yerin duvarlarına âşık olurlar” tabirine benzer. Bu da günümüzün en büyük girdabı olan modernizmle hesaplaşmayı zorlaştırır.

Vahiyle kendini bileyen, kendisini ve çevresini aydınlatan bir bilinç oluşturmak dileğiyle…

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.