“ÖZ”ÜN MASUMİYETİNE DÖNMEK

MUHBETTİN KENBEN

“Müslümanım demek büyük bir iddiadır” diyor Abdurrahman Arslan. Evet, Müslümanım demek sorumluluk almaktır. Yaratılış gayesinin farkında olmaktır. Adaleti yeryüzüne hâkim kılmaya çalışmaktır. Dil, din, ırk ayrımı yapmadan mazlumun hakkını zalimden almaya çalışmaktır.

Müslümanım demek düşünmektir. Bilinçtir. Ahlâktır. Kısaca Müslümanım demek, dert edinmektir.

Peki ne oldu da bizler umursamaz, dert edinmez, bananeci konformistler hâline geldik? Ne oldu da niceliği niteliğe tercih eden yığınlara dönüştük? Amelleri, popülist sloganların gölgesinde kalan yığınlar…

Bizler, çiçeklenen güzler ardında saklanan yılan yürekliler.

Bizler, tanrısal görünüşün maskelediği günahkârlar güruhu.

Bizler, bâtılı hakikate, yalanı doğruya tercih eden ikiyüzlüler topluluğu.

Bizler iflas eden benliğin parçalanmış çığlıklarıyız sadece. Kişilik parçalanışının masumiyetten uzak çığlıkları…

Bizler dış görünüşleriyle adeta ölüme meydan okuyan acizler. Kendisini yıkadıktan sonra arınmış zanneden zavallılar. Unutmayalım ki, nice berbat yazılarla dolu harika ciltli kitaplar var.

Kirlettiğimiz ruhumuz, sadece hareketten öte bir anlamı olmayan robotlara dönüşmüş bedenimiz. Hedonizme itaat eden bedenler…

Mutsuzlukların gölgesinde ağlamasıyla gülmesi birbirinden ayırt edilemeyen yüzler kaldı geride.

Sen fıtratına ihanet ettin. Sen bedeninin emrine girdin.

Varoluşsal gayeni teptin.

Ve sen, varoluşunun sebebini, çok ucuz bir konformist hayatın gölgesine attın. (Allah’ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın. Eğer bilirseniz, Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. [Nahl, 16/95])

Modernizm, kapitalizm, sekülerizm, postmodernizm… Kanımıza giren, işleyen ve kirleten ideoloji sürüleri. Merhamet ve şefkati aklın hegemonyasına veren fırsat ideolojileri.

Vahşi din sömürücülerini indiren ama yerine nefsi, yani beşeri koyup tanrılaştıran Lutherler.

Mutlak aklı putlaştırıp kendine tanrı edinen rasyonalist aydınlanmacılar.

Allah’ı dünyadan ayırmaya çalışıp, insan hayatından koparma görevini kendisine şiar edinmiş modernizm.

Ve siyah ile beyazın ayırımını kaldırıp yerine gri olanı koyan, melez toplum yapısını kapitalizmin hizmetine sunan şirk kültürü postmodernizm.

Sizinle hesabı olmalı değil miydi fıtratını kaybetmemiş özlerin?

Hâlbuki ne de çok var merhameti yok etmeye çalışan putlar. Metalaşmış bir hayatın içinde merhametini yitirmemiş soylu bir kalbe ve soylu bir öfkeye ne çok ihtiyaç var…

Bunu da okuyabilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>